Genellikle
diğer ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de çoğu işletme yöneticisi iç pazara
yönelik olarak çalışmayı tercih eder. Bunu çeşitli rahatlıkları ve kolaylıkları
vardır : iç pazarı daha iyi tanıma, daha az risk, yabancı dil öğrenme ve
yabancı para kullanma ihtiyacı olmamamsı, çıkışta ihracat ve yabancı ülkeye
girişte gümrük formaliteleriyle uğraşma sorunu olmaması, iç pazarda gerek
rakiplerin sayısı gerekse rekabetin fazla olmaması gibi.
Günümüzde
hem Türkiye’de hem diğer ülkelerde –özellikle 1980.2lerin başından beri- hayli
yoğun bir biçimde işletmelerin uluslararası pazarlara açılması,
uluslararasılaşma, hatta globalleşme eğilimi görülmektedir. Artık işletmeler,
yukarıda belirtilen zorluklara rağmen, daha önce benzeri görülmemiş ölçüde dış
pazarlara yönelmektedir. Bu gelişmelerin başlıca nedenleri arasında iç
pazarların durgunluğu, ülke içindeki hükümet sınırlamaları veya dış pazarlara
açılmaya verilen teşvikler, dış ülkelerde yabancılar konulan ticari engellerin
gitgide azalması ve pazarların globalleşme eğilimi sayılabilir. Ayrıca dış
pazarların geniş, çok çeşitli ve boyutlu olması, rekabetçi olunabildiği ölçüde
yurtiçi pazardakiyle karşılaştırılamayacak düzeyde büyük satış ve kar imkanları
sağlar ve çekici güç etkisi yapar.
Uluslararası
pazarlama yönetimi üç temel alanda karar verme durumundadır ki, bunlar:
1) Uluslararası
pazarlama faaliyetlerine girip girmeme kararı
2) Girilecekse
hangi spesifik pazarlara girileceği kararı
3) Bu
pazarlara nasıl hizmet verileceği kararıdır.
III.
ULUSLARARASI PAZAR FIRSATLARININ ANALİZİ
Dış pazarlar
hakkında araştırma yapma, bilgi toplama ve analiz iç pazarlara göre hayli
karmaşık, çok boyutlu, masraflı ve zor bir iştir. İç pazara yönelik
araştırmalarda olduğu gibi , uluslararası pazarlara yönelik araştırmalarda,
öncelikle ikincil kaynaklardan yararlanmak gerekir. Bu konuda başta BM
yayınları olmak üzere, çeşitli diğer uluslararası kuruluşların (Dünya Bankası,
IMF gibi) veri ve istatistikleri, çeşitli ülkelerin yayınlarına başvurulur.
Daha sonra, özellikle tüketici davranışlarını öğrenmek için birincil verilere
gerek duyulur. (Mucuk 1994 : 283)
Yurtdışına
açılmadan önce firma, uluslararası pazarlama amaçlarını ve politikalarını
tanımlamalıdır. Hangi yurtdışı satış istediğine karar vermelidir. Çoğu
şirket yurtdışına küçük olarak başlar. Kimi uluslararası satışı işlerinin ufak
kısmı olarak görüp küçük kalmayı planlar. Kimisinin de daha büyük planları
vardır ve uluslararası işi yerel pazarları kadar, hatta ondan da önemli
görürler.
Şirket
ayrıca kaç ülkede faaliyet göstereceğine de karar vermelidir. Genelde az sayıda
ülkede derinlemesine nüfuz etme ve yayılma daha mantıklıdır. Bulova Saat
Şirketi, birçok uluslararası pazarda faaliyet göstermeye karar verdi ve 100’den
fazla ülkeye yayıldı. Sonuç: sadece iki ülkede kar etti ve 40 milyon USD
kaybetti.
Daha sonra,
şirket hangi tip ülkelere gireceğine karar vermelidir. Bir ülkenin çekiciliği
ürüne, coğrafi faktörlere, gelir ve nüfusa, politik iklime ve diğer faktörlere
bağlıdır. Satıcı belli ülke gruplarını ve bölümlerini seçebilir. Geçtiğimiz
yıllardan itibaren; hem destekleyici fırsatlar, hem de tehditler
oluşturan birçok yeni pazarlar gelişmeye başlamıştır(Çin).
Pazar
Potansiyeli Göstergeleri
* Demografik
Özellikler
- Nüfusun
büyüklüğü
- Nüfus
artış hızı
- Kentleşme
derecesi
- Yaş
yapısı ve nüfus kompozisyonu
* Coğrafi
Özellikler
- Ülkenin
fiziksel büyüklüğü
- Topografik
yapısı
- İklim
koşulları
* Ekonomik
Faktörler
- Kişi
başına düşen GSMH
- Gelir
dağılımı
- GSMH
büyüme oranı
- Yatırımların
GSMH’ya oranı
* Teknolojik
Faktörler
- Teknolojik
yeteneklerin düzeyi
- Üretim
teknolojisi
- Tüketim
teknolojisi
- Eğitim
seviyeleri
*
Sosyokültürel Faktörler
- Baskın
değerler
- Yaşam
biçimi
- Etnik
gruplar
- Dilsel
bölünme
* Ulusal
Amaçlar ve planlar
- Endüstriyel
öncelikler
- Altyapı
yatırım planları
Girilmesi mümkün olan uluslararası pazarları listeledikten
sonra şirket, her birini gözlemlemeli ve belli bir düzene koymalıdır
(Kottler
& Armstrong, 1999 : 588)
IV. PAZAR
BÖLÜMLENDİRME
Uluslararası
pazarlamada Pazar, bazen bir ülke, bazen bir ülkenin içinde bir bölge, bazen de
birkaç ülkenin oluşturduğu bir grup ülke anlamına gelir. Yine bazen Pazar,
belli bir ülkedeki tüketici ve ya da endüstriyel kullanıcıların bir bölümü
anlamına gelebileceği gibi; birçok ülkede aynı anda bulunan birbirine benzer
tüketiciler anlamına da gelir. Görüldüğü gibi, uluslararası pazarlamada Pazar,
her zaman bir ülke anlamına gelmez.
Bir
işletmenin, tüm küresel pazarlara mal ya da hizmetlerini karlı bir şekilde
sunabilmesi beklenemez. Bu dünyada sadece birkaç firmanın başarabildiği bir
durumdur ve uzun süreli bir çabanın sonucunda ulaşılabilir. Genelde işletmeler
bir ya da birkaç işletmede başlar ve giderek diğer ülkelere yayılır.
Hedef dış
pazarlarını belirlemek isteyen bir işletme dünyadaki pazarlar içinde bir seçim
yapmalıdır. Dünya ülkeleri arasında yukarıdaki sayılan faktörler açısından
büyük farklılıklar vardır.
Bu yüzden
uluslararası pazarlamacı hedef pazarlarını gelişigüzel seçemez. İşletme belli
kriter ya da değişkene dayanarak dünya pazarlarını bölümlendirmeli ve mal ya da
hizmetlerinin başarı şansının en çok olduğu bölümleri ya da ülkeleri hedef
Pazar olarak seçmelidir.
Uluslararası
pazarlamada Pazar bölümü, pazarlama stratejisinin bazı yönlerine benzer tepki
gösteren bir grup ülke demektir. (Özcan, 2000 : 81)
Pazar
bölümlendirme, ihtiyaç farklılıkları çerçevesinde, nisbi olarak homojen ihtiyaç
sahiplerinin ayrı ayrı gruplar olarak ele alınması esasına dayanır. Kısaca,
heterojen bir bütün pazarın nispeten benzer mamullere ihtiyaç duyan tüketici gruplarına
(veya Pazar bölümlerine) ayrılması işlemidir (Mucuk, 1994 : 281 )
Böl ve
tatmin et stratejisidir. Her bir bölüm için farklı bir pazarlama bileşimi
oluşturulur. Bölümlendirme kavramı, bir işletmenin tüm dünyaya tek bir
politikalar grubu ile hizmet veremeyeceği gerçeğine dayanır. Çünkü ülkeler
arasında bir çok farklılıklar vardır. Bu durumda, işletme pazarlama
stratejisini, girmeyi karar verdiği ülkelere göre hazırlar ve gelecekte yeni
ülkelere girerken ilk girdiği ülkelerde elde ettiği deneyimlerden yararlanır.
Bölümlendirme
Süreci
Yurtdışına
açılmak isteyen bir işletme önce kendi mal ya da hizmeti için ülkeleri
sınıflandırmada kullanacağı bir kriter belirlemelidir. Bu
sınıflandırma demografik, coğrafi, ekonomik, teknolojik, sosyokültürel ve
ulusal amaç ve planlara göre yapılır(Kottler & Armstrong, 1999 : 590)
Sonra bu
kritere dayanarak ülkeleri orta özelliklere sahip homojen bölümlere
ayırmalıdır. Üçüncü olarak, her bölüme en etkin şekilde nasıl hizmet
verebileceğini belirlemelidir. Dördüncü adımda, işletme kendi kaynaklarını
ihtiyaçlarına en iyi şekilde uydurabileceği Pazar bölümünü seçmelidir.
Pazar
bölümlendirmeden yarar sağlayabilmek için bir Pazar bölümü kolayca ölçülebilir
değişkenlerle belirlenebilmelidir. İstatistiklerden yararlanarak nüfus,
gelir, eğitim düzeyi gibi değişkenleri ölçüp, dış pazarları gruplara ya da
bölümlere ayırmak kolaydır. Ama buna karşılık diğer kültürel ögelerini ölçerek
dış pazarları bölümlere ayırmak ise kolay değildir.
İkinci
olarak, ölçülerek belirlenmiş olan Pazar bölümünün işletme açısından yeterli
büyüklükte olması gerekir. Aksi halde bu pazarlara girilmemelidir. Son olarak,
ideal bir Pazar bölümünde aranan üçüncü özellik de ulaşılabilirliktir. Mesela,
bir mal dış pazarın belli bir bölümünce talep edilebilir, ama devlet onun
ihracını yasaklamış olabilir. İşletme talep edilen bir malı üretiyor olabilir,
ancak dış Pazar için uygun ambalaj malzemesi bulamayabilir. Ya da diğer
ülkedeki savaş nedeniyle ihracat gerçekleşmeyebilir. Bundan dolayı potansiyel
pazarların birçoğuna girilemeyebilir.
A.
BÖLÜMLENDİRME DEĞİŞKENLERİ
Uluslararası
pazarların bölümlendirmesinin nasıl yapılacağı konusu temel bir sorundur. Hemen
hemen tüm uluslararası pazarlamacılar dünya pazarlarını bölümlerler. Bu
bölümlemede kullanılabilecek değişkenlerden bir kaç tanesi aşağıda
açıklanmıştır.
1) Ekonomik
Temele Göre Bölümlendirme :
Dünya
pazarlarını ya da ülkelerini bölümlere ayırmanın en basit yolu söz konusu
ülkeleri kişi başına düşen GSMH’ya göre gruplara ayırmaktır.
Çoğu tüketim
malları ve endüstriyel mallar için milli gelir, en önemli bölümlendirme
değişkeni ve Pazar potansiyeli göstergesidir. Geleneksel olarak işletmeler önce
en yüksek gelirli ülkeleri hedef Pazar olarak seçmektedir. Ancak sadece bu
kritere bakarak karar vermek yanıltıcı olur, çünkü bazı ülkeler vardır ki
GSMH’sı yüksektir ama gelir dağılımında adaletsizlikler vardır. (Özcan, 2000:
82)
Ekonomik
çevre Faktörü olarak her ülkedeki konjönktürün dönemi ve ekonomik istikrar
durumu, ülkenin endüstriyel yapısı, gelir düzeyi ve gelirin yapısı önemlidir
(Mucuk,1994 : 299)
2) Coğrafi
Temele Göre Bölümlendirme :
Ülkeleri
gruplamanın bir başka yolu da onları coğrafi temele ya da bölgelere göre
sınıflandırmaktır. Bir çok çokuluslu işletme kendi dünya
çapındaki faaliyetlerini Batı Avrupa, Latin Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu
ve
Afrika şeklinde örgütlemektedir.
Afrika şeklinde örgütlemektedir.
- Coğrafi
açıdan yakınlık, bir ülkeler gruba yönelik iletme faaliyetlerini yönetmeyi
kolaylaştırır.
- Bölgesel
bir temelde ulaşım ve iletişim kolaydır.
- Aynı
coğrafi bölgedeki milletler ortak kültürel özellikler taşır
- Ayrıca
AT, Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi gibi ticaret grupları da ülkelere göre
gruplamayı destekler. Bu örgütler bölgesel nitelikteki anlaşmalardır.
Uluslararası
pazarlamacı açısından bunların önemi şudur : bir işletme bu tür bir örgüte ait
ülkelerden birisine mal pazarlayabilirse, kazanılan deneyim sayesinde aynı
gruptaki diğer ülkelere de girmek kolaylaşır. Ayrıca, bu demektir ki aynı
pazarlama stratejisi perspektifi bu ülkelerin tümüne uygulanabilir.
Ancak
coğrafi gruplamadan yararlanmak, her zaman iyi sonuç vermez. Ülkelerin coğrafi
açıdan birbirine yakın olmaları, bunların aynı Pazar fırsatları sunacağı
anlamına gelmez.
3)
Ülkelerarası Bölümlendirme :
Bazen belli
bir ülkede belirlenen bir bölümün benzerlerinin farklı ülkelerde de bulunduğu
ve bunların bölgesel ve bazen de küresel çapta bir Pazar oluşturdukları
görülür. Bu tür bölümler standartlaşmaya gitmeyi sağlar, üretimde, Ar-Ge de ve
pazarlama maliyetlerinde ölçek ekonomileri doğar (Blucin, Pop Cd’ler).
4) Din
Temeline Göre Bölümlendirme :
Bir çok
kültürde dinin önemi büyüktür. Bu nedenle din bireylerin hayat tarzlarını ve bu
da pazarlamayı etkiler. Buradan hareketle, ülkeler din temeline göre
bölümlendirilebilir. Ancak, belli bir dine bağlı gruptaki ülkelere ortak
bir pazarlama stratejisi uygulamak yeterli olmayabilir.
5) Politik
Temele Göre Bölümlendirme :
Ülkeler
politik temele göre de gruplandırılabilir. Örneğin sağ diktatörlükler,
sosyalist diktatörlükler, demokratik cumhuriyetler ve monarşiler...Sosyalist
ülkelerde merkezi satınalma, karşı ticaret gibi ticari uygulamalara sıkça
rastlandığından, onlara ortak bir pazarlama stratejisi uygulanabilir.
6) Davranış
Temeline Göre Bölümlendirme:
Davranış
bölümlendirmesi, tüketicilerin bir malı kullanıp kullanmadıkları yanında, onu
ne kadar kullandıkları üzerine odaklaşır. Diğer bir deyişle, önce tüketiciler
kullanıcı statüsü açısından malı kullanmayanlar, potansiyel kullanıcılar,
eskiden kullananlar, düzenli kullananlar, ilk kullananlar ve rakiplerin
mallarını kullananlar şeklinde bölümlendirilebilir. Ayrıca, kullanım derecesi açısından
da tüketiciler malı çok kullananlar, orta derecede kullananlar, az kullananlar
ve kullanmayanlar olarak da gruplandırılabilir.
7) Ülke İçi
Bölümlendirme :
Aynen
yurtiçi pazarların bölümlere ayrılması gibi, bir dış pazarda da ülke
demografik, coğrafi, kişilik, hayat tarzı gibi değişkenlere göre bölümlendirme
yapılabilir.
8) Hayat
Fiziksel Kalitesi Temeline Göre bölümlendirme
Ülkeleri
GSMH’larina göre değerlendirme yetersiz kalmaktadır, çünkü aynı paranın değişik
ülkelerde farklı satınalma güçleri vardır. Bu yüzden hayat kalitesi sadece
GSMH’ya göre belirlenememektedir. Bu yüzden ekonomistler hayat fiziksel
kalite endeksi (HFKE) olarak bilinen bir endeks geliştirmişlerdir. Bu
endeks; ortalama beklenen ömür, çocuk ölümü ve okur-yazarlık oranı
faktörlerinin bir bileşimidir.
9) Nüfus
Büyüklüğü Temeline Göre Bölümlendirme
Sigara,
kolalı içecekler, tükenmez kalemler ve radyolar gibi düşük fiyatlı mallar için
nüfus büyüklüğü gelirden daha önemli bir bölümlendirme değişkenidir.
Her şeye
rağmen, Pazar bölümlendirme, her zaman gerekli ya da arzu edilen bir şey
değildir. Bu; özellikle bir ülkede tüketici ihtiyaçlarının genelde homojen olduğu
ya da bir kitle pazarın bulunduğu durumlar için geçerlidir.
Mesela soya
sosu pazarlayan Japon Kikkoman şirketi ABD pazarına girmeden önce, hedef
pazarının sadece Japon-Amerikalı’lardan oluşmadığını fark etmişti. Şirket,
Japonya’da bulunan Amerikan askerlerinin soya sosunu bir çok et yemeği üzerine
sıktıklarını görerek hedef pazarını tüm Amerika olarak belirlemişti.
B. HEDEFLEME
DEĞİŞKENLERİ
Uluslararası pazarlardaki
fırsatları değerlendirmede kullanılan hedefleme değişkenleri yurtiçi pazarlarda
kullanılanların aynısıdır.
1) Mevcut
Pazar Bölümünün Büyüklüğü ve Büyüme Potansiyeli
Acaba mevcut
Pazar bölümü işletmeye yeterli kar getirecek büyüklükte mi? Eğer Pazar
bölümünün büyüklüğü yeterli düzeyde değilse, uzun vadede büyüme potansiyeli
nedir?
2) Potansiyel
Rekabet
Rekabetin
şiddetli olduğu Pazar ya da Pazar bölümlerine girmekten kaçınmak genelde doğru
bir harekettir.
3) Hedef
Pazara Ulaşabilmekte Kaynakların Yeterliliği
Eğer Pazar
yeterince büyük ve pazarın büyüme potansiyeli yeterli, rekabet de üstesinden gelinebilir
bir düzeyde ise, işletme bu Pazara girme yönünde karar vermelidir. Belli bir
Pazar bölümüne giriş; reklam dağıtım ve diğer pazarlama masraflarını
gerektirir. İşletmenin kaynaklarının bu açıdan yeterli olup olmadığı önemlidir.